Katliamın içinden Roboski manzaraları



Devletin dilinde Uludere, halkın dilinde Roboski, sonuçta siz ne derseniz deyin ortada 34 vatandaşın ölümüne yol açan bir katliam var. Katliam diyorum çünkü olayın üzerinden geçen uzun süre sonucunda ancak şimdi emri Hava Kuvvetleri'nden üst düzey komutanların verdiğine dair bilgi veriliyor. Bu bilginin İdris Naim Şahin gibi kendi şahsına münhasır bir bakandan gelmiş olması da işin başka bir ilginç yanı. Peki ama acaba burada emri kimin verdiğinden çok daha ilk başta devletin bu vatandaşlara yönelik aldığı ırkçı tavrı nasıl açıklamak gerekir?


Hani ırkçılık deyince, faşizanlık deyince herkesin aklına gelen kalıpsal bir bakıştan bahsetmiyorum. Daha bugün İdris Naim Şahin'in, bu öldürülen vatandaşlar zaten kaçakçıydı, ölmeseler kaçakçılıktan yargılanacaktı lafını nereye koymak lazım. Nasıl olsa suçlulardı ölmeleri çokta önemli değil demek değil midir bu? Bu ölenler Kürt değilde Türk olsa bu kadar kolayca üstünü örtmek mümkün olacak mıydı acaba? Hani ölenler Kürt olduğu için buna tepki koyanları PKK yanlısı ilan ediyorsunuz ya acaba milliyetlerini değiştirsek nasıl bir resmi söylem gelişecekti. Belkide çoktan özürler dilenmiş, tazminatlar ödenmiş ve sorumlu komutanlar çoktan yargı önüne çıkarılmıştı. İşte burada böyle bir ırkçı yaklaşımdan bahsediyorum. 


İşin garip yanı başka zaman olsa anlaşamayan Yılmaz Özdil ve İdris Naim Şahin'in Roboski katliamında aynı çizgide durması. Düşünün ikisi de, bunlar zaten kaçakçı nesini savunuyorsunuz diyebiliyor. Bakın katliam diyorum, Wall Street Journal tarafından yayınlanan haberde, Roboski'de Türk yetkililerinin ikinci bir ayrıntılı görüntüye ihtiyaç duymadıkları ortaya çıktı. Daha öncede, sınırdan geçen bu köylüler hakkında sınır karakolunun bilgisi olduğu ortaya çıkmıştı. Yani devletin bilgi ve kontrolünde yapılan bu adam öldürmeye benim literatürümde katliam denir, sizinkinde ne denir bilmiyorum. Ama işte bu memleketin halkı kalkıp yok bu adamların sarı kırmızı yeşil bayrakla gömülmesine, içlerinde bile olmayan birinin facebook sayfasındaki paylaşımlarına bakıp bunlar zaten teröristi yaftası koyuyorsa bu toprağın çocuğu olan devlet büyüklerinden de farklı bir şey beklemek ayıp olur. Hayır daha öncede yazdım yine inatla yazmaya devam edeceğim. Hadi diyelim bu adamların hepsi terörist (9-10 yaşında çocukları nasıl terörist görüyorsanız artık), hiçbirinin silahı olmadığı ortada, bir insanın canını almak bu kadar mı basit? Savaş denilen insan vahşetinin en üstlerde yaşandığı olayda bile bir hukuk ve insan hakları anlayışı var. Ama biz zaten teröristin insan olduğunu bile kabul etmiyoruz değil mi? Neyse işin Predatör üzerinden terörist tespit eden detektör kısmını bir kenara bırakalım. Bu bölgede acaba PKK öncesi hiç kaçakçılık yapılmıyor muydu?


Benim siyaseti ve tarihi Yılmaz Özdil yazılarından öğrenen güzel vatandaşım, Yılmaz Güney'in Hudutların Kanunu filmini bile seyredersen bu ülkede kaçakçılığın nasıl bir şey olduğunu anlamış olursun. Peki bu ülkede kaçakçılıktan enselerini genişleten büyüklerimiz sayın Özdil neden onlara hiç değinmez acaba. Hatay, Kilis, Gaziantep gibi illerin gelişmesi ve büyümesinde kaçakçılığın rolünü de yazmasını bekleriz kendisinden. Ama yok eğer kaçakçılık yapıp zengin olduysan helaldir bu ülkede. Ama ekmek parasını çıkarmak için çoluk çocuk katır üstünde bin bir zorlukla yapıyorsan ve tek amacın iki boğaz doyurmaksa sen "vatan hainisin" kardeşim. Niye bir kere Kürtsün, bir kere bu kaçakçılık ürünlerini çok para kazanan aracılara satıp üç kuruşa talim ediyorsun. Onlar zenginliklerine zenginlik katarken senin açlıktan nefesin kokuyor. Sonra sınırdan geçerken devletin bombaları senin üzerine düşünce ağlıyorsun. Rahat koltuğunda viskisini yudumlayan kodamanların değilde senin tepene düşecek tabii ki o bombalar. Çünkü onlar bu devletin o bombaları alması için maddi kaynak sağlıyor, her yıl vergi rekortmeni olup ne kadar "vatansever" olduklarını kanıtlıyorlar. 


Bu ülkede düşünce bu olduktan sonra, her ölen fakir fukaranın kanı böyle yerde kaldıktan sonra kimse Türkiye'nin daha demokratik bir ülke olduğu masalını anlatmasın bana. Kusura bakmayın masallara inanacak yaşı çoktan geçtik. Ama keşke hepimiz o masallara inanacak kadar saf kalabilseydik. 


Yazıda kullandığım resim Picasso'nun ünlü Guernica tablosuna ait. Bu tablo Nazi uçakları tarafından bir geceyarısı bombalanan İspanya'nın Guernica kasabasında yaşanan katliamın Picasso tarafından yorumu. Bizim Roboski'de yaşananlar her ne kadar farklı gibi olsa da kendi vatandaşına kıyan devlet anlayışı açısından çokta farklı değil. 

Yorum Gönder

Görüşlerinizi paylaşın

Daha yeni Daha eski